Bir Beyaz Yakalının Metrobüs Notları ve Oturma Taktikleri

Otomobil testleri yapmak için dünyanın birçok farklı şehrine giden biri olarak son yıllarda kendi arabamı evde bırakmayı tercih ediyorum. İlk yıllarımda sadece İstanbul’da yılda 30 bin km yol yapan biri iken şimdi otomobilimi 2 senede 9 bin km anca kullanıyorum. İstanbul trafiğinde tercihim ister istemez toplu taşıma oluyor. Malum bir beyaz yakalı olarak iş çıkışı Maslak’tan Florya’ya araba ile dönmeye kalksam en az 2 saat, metro metrobüs ile 1 buçuk saat. Maliyet ve yolda olduğunuz siniri de saymıyorum bile.

Bu kadar yolu toplu taşıma ile de yapmak çok da konforlu değil sonuçta. Ancak insan zamanla toplu taşımada da aynı yurtdışı seyahatlerinde olduğu gibi çeşitli taktikler geliştiriyor. Özellikle de metrobüste.

İstanbul Metrobüs Hattı

Toplu Taşımanın Kim Kardashian’ı Metrobüs

İstanbul toplu taşımasının yıldızı metrobüsü ben açıkçası Kim Kardashian‘a benzetiyorum. Hiç kimse sevmiyor ancak herkes de bir şekilde takip ediyor, onunla seyahat etmeyi tercih ediyor.

Öte yandan Türkiye’de herkesin ayrışmaya ve birbirine cephe almaya başladığı son dönemlerde birleştirici bir görev ifa ettiğini düşünüyorum. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Yahudi demeden herkesin bindiği, aynı acı ve anıları paylaştığı uzun bir yolculuk metrobüs. Metrobüs aşkları artık yadsınamaz bir gerçek. Belki de gündüz evlilik programlarından daha çok izdivaca neden olmuştur metrobüsler.

Metrobüs Darvinci Mi?

Tabiki de metrobüs sadece bir Esra Erol, bir Zuhal Topal ve ya bir Seda Sayan misyonu ile kurulmamış. Tek amacı bizi kaynaştırmak değil. Üstelik bu misyonu da çok iyi yaptığı da aşikar. Metrobüste hiç tanımadığım amcalarla kız arkadaşlarımdan daha çok yakınlaşmışımdır herhalde 🙂 (Dün gece hiç tanımadığım bir amcaya sırf metrobüse biniyor diye merhaba dedim modu )

Metrobüs güçlü olanın yaşadığı yaşlıların özellikle yoğun saatlerde kullanamadığı bir toplu taşıma aracı. Bir nevi Darvin’in doğal seleksiyon aracı. Yıllar önce Avrupalıların Afrika’dan köle seçerken böyle bir teknolojileri olsaymış affetmezlermiş. Amistad gibi gemilerden onca insan ölmezmiş. Metrobüs testini geçeni götürürlermiş Amerika kıtasına. Malum Avcılar’da kapı açıldıktan 10 saniye içinde metrobüs doluyor. Koltuk ile kapı arasındaki mesafeyi 3 saniyenin altında koşan ve darbelere karşı dayanıklı olabilenler ancak koltuğa oturabiliyor. Hal böyle olunca da yaşlılara yer verme gibi geleneksel örf adetler burada geçmiyor. Çünkü buraya binebilecek kadar kuvvetli biri yaşlı taklidi yapan bir gençtir ancak. 🙂

Kadın erkek eşitliğinin de belki de en yoğun yaşandığı yer burası. Kadınların da erkekleştiği, metrobüs koltuğuna oturmak için sizi ittiği, bazı durumlarda pandik attığı bir ilginç saçma bir ulaşım yolu.

İnsan Sıvıdır ve Girdiği Metrobüsün Şeklini Alır

Metrobüsün bir diğer işlevinin de fiziksel deneyler olduğu kanısındayım. Mesela yıllardır insan vücudunun yüzde 70’inin su olduğu kafamda canlanmıyordu. Ancak yaptığım yolculuklar aydınlanmama neden oldu. Kapıya yapışık içeride nefes alacak boşluk zor bulurken, kapı açıldığında içeride kendine yer bulabilen 3 kişinin daha girmesi aydınlanmanızı sağlıyor. Evet insan sıvıdır ve girdiği metrobüsün şeklini alır.

Metrobüs’te Oturma Taktikleri

İstabul’un en popüler ulaşım aracının gerçekleri buyken herkes İBB’nin Vatan Şaşmaz reklamlarında olduğu gibi oturarak tenha şekilde yolculuk yapmak istiyor. Hayaller Vatan Şaşmaz iken gerçekler Hayrettin’in videosundaki gibi 🙂 Benim gibi Zincirlikuyu Florya gibi oldukça uzun bir yolculuk yapıyorsanız genelde bu şekil ayakta yolculuk tercih sebebi olmuyor. Doğal seleksiyonda başarılı olmak için kendinizi hem fiziken hem de aklen geliştiriyorsunuz.

Öncelikle metrobüs bir strateji oyunu gibi. İyi bir stratejisi olmayanlar özellikle iş çıkışı saatlerinde oturarak seyahat etmeyi beklemesin. Özellikle de Avrupa yakasında yolculuk yapacaklar. Malum buradaki rekabet 5-6 durağın olduğu Anadolu yakasına benzemez. Zincirlikuyu’dan Beylikdüzü’ne Avrupa’nın tüm baba ve ana yiğitleri burada savaş veriyor. Bu yüzden sadece hız, sadece fizik yetmiyor. Taktik şart.

Zincirlikuyu Durağı Rulet Masası Gibi

Öncelikle akşamları 3 hatta 4 metrobüsün art arda geldiği saatlerde arkalara doğru gittikçe sıradaki yoğunluk azalır. Ancak metrobüsler sarı ve gri olmak üzere 2 farklı otobüs olabiliyor. Bunların uzunlukları farklı. Bu yüzden arkalara geçtikçe kapının açılacağı yeri tahmin etmek zorlaşıyor. Çünkü 4 otobüsün kaçı sarı, kaçı gri olacak bilmiyorsunuz. Arkalara geçtikçe lisedeki olasılık ve permütasyon bilgilerinizi hatırlamanız gerekiyor. Sonra diyorlar bu okulda öğrendiklerimiz ne işe yarayacak? Hayatın en gerekli yerinde lazım oluyor. 🙂 Matematiğiniz iyi değilse gelen otobüsleri gözlemlemenizi öneririm çünkü ilginç şekilde bir süre benzer kombinasyonlar geliyor. Örneğin öndeki metrobüs sarı gelmeye başladı mı bir süre çoğunlukla sarı geliyor. Ya da tam tersi oluyor. O süreçleri iyi takip etmek ve gözlemlemek lazım.

En İdeal Kapı Bekleme Noktası

Burada kapının şaşmayacağı tek bir yer var, ilk metrobüsün ilk kapısının olduğu yer. Gri ya da sarı gelsin ilk kapının yeri değişmiyor. Ancak burayı çok önermiyorum. Çünkü hem çok kalabalık hem de sadece sola dar bir dönüş imkanınız oluyor. Siz bir koltuğa geçene kadar orta kapıdan gelenler hızla koltukların çoğunu kapıyor.

Benim burada tercihim ilk metrobüsün son kapısı oluyor. En çok koltuğa en kısa sürede erişim buradan sağlanıyor. Tabi gri ya da sarı metrobüsün gelmesine göre bu kapının yeri değişiyor. Bunun için benim tavsiyem yukarıdaki köprü çizgisini hizalayın. Burası 2 kapının ortası bir yer oluyor. Daha uzun olan gri otobüs gelirse biraz sola kaykılırsınız, sarı geliyorsa da sağa.

Kapı tam sizin önünüzde açıldığında ise bir vakum etkisine hazırlıklı olun. Sırtınızda çanta varsa geriye doğru çekildiğinizi hissedeceksiniz. Sakın kendinizi koyvermeyin yoksa bir anda sıranın gerisinde bulursunuz kendinizi. Sağdan ve soldan iten, çekenler de olacak. Metrobüse binerken içeride beni demire itip vurduran kadınlara bile denk geldim. Hem güçlü hem de esnek olup hızla kıvrılıp o kalabalıktan kaçmanız lazım.

Ayakta Giderim Diyenlere Tüyolar

Zincirlikuyu’da ben bu rekabete giremem ayakta giderim diyenlere tavsiyem ise 3 ya da 4. metrobüste herkes binince kapıda müsade isteyip körük tarafına geçmeniz. Burası kapılar kadar tıkış tıkış ve samimi bir yolculuk sunmuyor. Nefes alınabilen bir bölüm.

İlk Duraktan Binemeyenler Ne Yapsın?

İş çıkışlarında Zincirlikuyu’dan ya da Kadıköy’den metrobüse oturarak binmek bir şekilde mümkün. Ancak sabahları evden işe giderken bu herkes için mümkün olmuyor. Mesela benim gibi Florya’dan biniyorsanız. Boş metrobüs bir eldorado. Koltuğunuzu taştan çıkartmanız gerekiyor. Tabi bunun da ayrı bir keyfi olduğu bir gerçek.

Kapı Ağzında Bekleme Yapma: Yönetici Havuzuna At Kendini

Ayakta binilen bir metrobüste koltuk kapmak, işçi girilen bir şirkette patron olmak kadar keyif verir insana. Bunun için ise diğer işçilerin arasından sıyrılıp gelecek vaad eden pozisyonlarda yer bulmanız lazım. Yani kapı ağzında bekleme canım kardeşim. Orada kalan yolun sonuna kadar işçisin sen işçi kal modunda gider. Bir yolunun bulun ve kendinizi 4’e 4 koltukların arasındaki koridora atın. İşte şimdi yönetici havuzuna girdiniz. Malum 8 kişiden birinin önceki duraklarda inme ihtimali yüksek oluyor. 🙂

Ayrıca profilleme de önemli. Koltuklarda oturanları iyice süzün ve inme ihtimali en yükseklere oynayın. Bu konuda en yüksek ihtimal olanlar liseli öğrenciler. Genelde evlerinden 2-3 durak uzakta liselere giderler. Zincirlikuyu’ya kadar sizinle gelemezler. Bazı teyze profilleri de genelde Yenibosna, Bahçelievler arası duraklarda iniyor. Ancak söz konusu metrobüs Anadolu yakasına gidenlerden ise bu teyzeler yanıltabiliyor. Bir de Mecidiyeköy’de inenleri var onların. Bunlar biraz tecrübe ve hisle anlaşılıyor. Elinde laptop çantası olan birinin başında dikilmeyin. Yüzde 90 Zincirlikuyu’ya kadar gider.

Bu arada sadece koltuklarda oturanları değil, yanınızda rekabet ettiklerinizi de iyi inceleyin. Bazı amca ya da teyzeler çok profesyonel olabiliyor. Sizi hedef bölgeden uzaklaştırmak için biraz yana kayar mısınız vs bahanelerle yerinize yerleşmeye ve sizi koltuğa geçemeyecek yere göndermeye çalışıyor. Açıkçası benden iyi savaşçıyı hareketlerinden ve tavırlarından tanırım ve kazanamayacağım savaşa girmem. Yerimi değiştirip yenebileceğim rakiplerin olduğu bir yere geçerim. 🙂

Rakiplerinizin Rehavete Kapılmasına İzin Verin

Özellikle 4’e 4 koltuklarda arkanızdan birinin kalkacağını farkederseniz dönüp, bakmayın. Çünkü yanınızdaki rakibinizi uyandırabilirsiniz. Bırakın kazanacağı rahat bir galibiyet sansın ve rehavete kapılsın. Siz o sırada dönüş manevranıza ve en hızlı o koltuğa nasıl geçeceğinize odaklanın.

Bir de gerçekten oturarak seyahat etmek istiyorsanız kulaklık takmayın. Müzik hem dikkatinizi dağıtır hem de çevredeki hareketlenmelerden haberdar olamazsınız. Sonra bir bakmışsınız birileri boşalan koltuğa oturmuş.

Tabi binmek kadar inebilmek de önemli. Metrobüse binmekle bitmiyor herşey. Doğru durakta inebilmekte yine güç ve esneklik gerektiriyor. İneceğiniz durağa gelmeden hazırlanıp kapıya doğru hareketlenin ve kapıya yakın kişilerle yer değişikliği sürecini hızlandırın. Tüm bu çalışmalara rağmen bazen kapıdan inebilmek için Amerikan Futbolu benzeri hareketlerle kapıdaki defansı yıkıp geçmeniz gerekiyor. Ya da isterseniz kapıdaki arkadaşların istediği durağa kadar onlarla da gidebilirsiniz.

Metrobüs Tüyoları

  • Yaz zamanı güneşin olduğu pencereden yana oturmayın. Oturmak korkunç bir eziyete dönebiliyor.
  • En arkada motor yanı ve arkada altında ısıtıcı bulunan koltuklardan sakının. Yoksa yol boyu terlersiniz. Böyle bir gafletle yaptığım bir yolculuk hala acı metrobüs anısı olarak içimde yaradır
  • Sizden güçlü rakiplerle kazanamayacağınız savaşlara girmeyin
  • Zincirlikuyu’da köprü altı bitiş noktasına konuşlanın
  • Kapı önlerinden kesinlikle kaçının
  • Ayaktayken kulaklık takmayın, yoksa oturmak bir hayal olur
  • Kapı açılmadan nereye oturacağınıza karar verin. Yolsa karar vermeye kalkarsanız ayakta kalırsınız.

 


Umarım bu yazıyı beğenmişsinizdir. FACEBOOK ve INSTAGRAM hesaplarımı takip ederek  yeni seyahat ve yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Tatil fırsatlarını ilk siz öğrenebilirsiniz.

Article written by Osman Kurt

Önce Galatasaray Lisesi sonrasında Galatasaray Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldu. Askerlik molası sonrasında Fransız Dışişleri Bakanlığı’nın Eyfel Başarı Bursu ile IAE de Nice’de Pazar Araştırması Yüksek Lisansı yaptı. Fransa’dan döndükten sonra Bloomberg Businessweek’te başladığı iş hayatına Türk Telekom ve BCM Ajans gibi şirketlerde devam etti. İş hayatında başladığı gezme serüvenine sonrasında blog vesilesiyle daha da devam etti. 30’un üzerinde ülke 60’ın üzerinde şehri gezip, bu sürede birçok da otomobil test etme fırsatı buldu. Çok Gezen Adam dışında gezi yazıları The Gate ve Urbanista gibi dergilerde yayınlanıyor. Dijital pazarlama üzerine de Digitalage dergisinde köşe yazıları yayınlanıyor. Ekonomi Gazetecileri Derneği, Bilişim Muhabirleri Derneği ve Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği Üyesi. Ayrıca 2015 ve 2016 yıllarında TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması jüri üyesi. Halen kurumsal iletişim ve dijital medya yöneticisi olarak çalışan Osman Kurt Fransızca ve İngilizce biliyor.

Bu Yazıya 6 Kişi Yorum Yaptı. Sen Niye Hala Bekliyorsun?
  1. Pingback: ULAŞIM DOSYASI : BİR METROBÜSZEDE’NİN METROBÜS NOTLARI VE OTURMA TAKTİKLERİ :) – Stratejik Plan

  2. muziksevenadam vedat veleli Reply

    Süper bir analiz, hele güneş yönü meselesine bayıldım. Ben de ayda 4-5 uçuş yapan biri olarak uçakta sabah uçuşlarında asla güneş tarafında koltuk almam.
    Ve 4+4 meydanında öğrencilere odaklanma. Bunu unutmayacağım…

  3. dalaware Reply

    Eğlenerek okudum yazınızı, en sona geldiğimde de okuduğum üniversiteden mezun olduğunuzu görmek daha bir güzel oldu. Elinize sağlık 🙂

    • Osman Kurt Reply

      Mezun olduğum üniversiteden kardeşlerimin yazılarımı okuyor olması benim için de keyif verici 🙂

  4. Pingback: Toplu Taşıma ve Metrobüste Haksız Prim Tuzağı | cokgezenadam.com

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: