10 Liraya Bu Manzara, İnanılmaz Bir Tatil: Likya Yolu Yürüyüşü

Aslında her şey bundan iki sene önce Hürriyet’in kafeteryasında sevgili dostum İsmail ile kahve içerken başlamıştı. ‘Şu Likya Yolu’nu keşke biz de yürüyebilsek’ diye başlayan hayal, yaklaşık 6 ay önce gazeteci arkadaşımız Mustafa Karakuş’un ‘biz bu sene kuzenim Atakan ile Likya Yolu’nu yürüyeceğiz’ demesiyle birden hayalden öteye geçti. ‘Mustafa kadroya bizi de yaz’ dedik, yıllık izinleri ayarladık ve sonradan eklenen arkadaşlarla 7 kişiye ulaşıp sırtımızda çantalarımız çadırlarımız, iki hafta önce Kaş’tan yola çıktık.

Likya Yolu (2)

Toplam 7 günlük ve yaklaşık 110 km’lik zorlu bir yürüyüşle de Çıralı’da hedefimize ulaştık. İşte aşağıda okuyacağınız yazı, bu 7 günün hikayesidir. Bundan sonra Likya Yolu’nu yürümek isteyenlere ışık olmasını, rehberlik yapmasını ve ilham vermesini sağlamak, doğanın tam içinde başka türlü bir tatilin de var olduğunu göstermek için yazılmıştır. Ayrıca yolu ne kadarlık yükle yürümeli, çadır kurmak illa gerekli mi, ne gibi malzemeler taşımalı, nerelerde kalınabilir gibi sorulara da cevap verecektir.

Likya Yolu Haritası

Likya Yolu Haritası

Likya Yolu Yürüyüşü Hakkında: Kaç Gün, Kaç Km ve Hikayesi Ne?

Hikayeyi anlatmaya başlamadan önce kısa bir bilgi notu verelim. Likya Yolu, Fethiye’den Antalya’ya kadar uzanan toplam 535 km’lik bir parkur. Genelde insanların belirli parkurlar seçerek yürüdüğü bu yol, dünyanın en iyi 10 yürüyüş parkuru arasında gösteriliyor. İngiliz/Türk amatör tarihçi Kate Clow‘un çok büyük katkıları ile 1999 yılında ortaya çıkarılıp işaretlenen yol, aynı zamanda Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş rotası olarak biliniyor. Likya yolunu her yıl yaklaşık 30 bin kişi yürüyor.

Bizim Parkurumuz: Kaş- Çıralı 

Biz Likya Yolu’nda 1 haftalık yürüyüş için yaklaşık 110 km uzunluğundaki Kaş-Çıralı güzergahını tercih ettik. Hem dağlardan hem de deniz kenarlarından geçmesi ve konaklama imkanları sunması ile yürüyüşçüler arasında popüler bir rota olmasını not edin. En önemli sorunu ise su kaynaklarının kıtlığı.

Cumartesi sabah Antalya Havalimanı’na indikten sonra Kaş merkezli bir firmadan transfer alarak sorunsuz bir şekilde Kaş’a ulaştık. Bir grup arkadaşımız otobüsle geleceği için onları beklerken meydandaki çay bahçelerinden birine oturduk ve önümüzdeki günlerde sadece ekmek, kuruyemiş ve ton balığı yiyeceğimizi düşünerek son bir mükellef kahvaltı yapalım dedik. Gerçi aşağıda da anlatacağım üzere bu son kahvaltımız olmadı, hatta çok daha iyilerini bile yapabildik. Fazla panik yapmışız…

İlk Durak İlk Şok: Biz Hiç Böyle Düşünmemiştik 

Likya Yolu (5)

Limanağzı

Likya Yolu (4)

Yemekleri yedikten sonra, saat 13.00 gibi ve tam da öğle sıcağında yürüyüşe başladık. Kaş’tan çıkıp önce Küçük Çakıl, arkasından Büyük Çakıl’ı geçtik ve 5 km mesafedeki Limanağzı’na yürümeye başladık.

Büyük Çakıl Plajı

Büyük Çakıl Plajı

Ancak birçoğumuzun ortalama 15 kg gelen sırt çantaları ile ilk imtihanı olduğu için henüz daha ilk kilometrelerde özellikle omuzlarımız ciddi bir şekilde acımaya başladı. Neyse ki daha önce bizi bu yönde uyardıkları için fazla üzerinde durmadık ve yola devam ettik. Limanağzı’na yaklaşırken ilk sürprizimizle karşılaştık. Çantaları bırakıp aşağı inilmesi gereken kayalar, daracık geçişler ve nihayetinde sadece ipe tutunarak geçilebilen bir bölge.

Likya Yolu (7)

Halbuki biz bu yürüyüşe çıkarken hiç böyle düşünmemiştik. Belgrad Ormanı’ndaki gibi rahat patikalarda yan yana yürüyüp sohbet edebileceğimiz bir yolculuk planlarken, daha ilk etapta golü yedik. Anladık ki hiçbir şey tahmin ettiğimiz gibi olmayacak. Bırakın rahat patikaları, ayağımız uzun bir süre toprağa bile değmedi. Sadece taşlar ve kayalar üzerinde, azami dikkatle yapılan bir iniş-çıkış ve yürüyüş ile ilk durak olan Limanağzı’na ulaştık. Denize girelim mi girmeyelim mi derken pas geçtik ve yürümeye devam ettik.

Likya Yolu (6)

Limanağzı

Kayalarda Dans

Likya Yolu (10)
Yol üzerinde ikinci büyük molayı ise Limanağzı’ndan yaklaşık 4 km uzakta olan bu koyda verdik. Özellikle son etabı denize doğru uzanan kayalıklarda yapılan yürüyüş bizi oldukça zorladı. Ama aşağıdaki koyu görünce bütün yorgunluk gitti. Hemen çantaları bir ağaç dibine bıraktık, isteyen dinlenip bir şeyler atıştırdı, isteyen kendini buz gibi denize bıraktı.

Likya Yolu (11)Likya Yolu (9)

Ufakdere’de Çadır ve Harika Manzara 

Likya Yolu (12)

Bu moladan sonra ilk gece kamp yapmayı planladığımız Ufakdere‘ye doğru hareket ettik. Yaklaşık 2 saatlik sıkı bir yürüyüşün ardından minik bir derenin üzerinden geçip etrafı adalarla çevrili şahane bir yer olan Ufakdere’ye ulaştık. Burada genelde yürüyüşçülere ve kampçılara hizmet veren ama aynı zamanda hazır odaları da bulunan şirin bir tesis var. Normalde Likya Yolu yürüyüşçülerinin işletmesindeki problemlerden dolayı pek tercih etmediği bu tesis, sezon başında el değiştirince bambaşka bir yere dönüşmüş ve yürüyüşçü dostu haliyle yeniden popüler hale gelmiş.

Likya Yolu (14)

Tesise varır varmaz kendimizi manzaranın karşısındaki koltuklara atıverdik. İlk günün yorgunluğu ile böylesi bir manzaranın karşısına oturmak ve soğuk bir şeyler içmenin keyfi gerçekten inanılmazdı.

Likya Yolu (16)
Ben dahil grubun bir kısmı adam başı 15’er TL vererek tesisin bahçesine çadırları kurduk. Bir kısmımız ise biraz daha doğal olsun diye çok yakındaki boş bir araziyi tercih etti. Akşam yanımızdaki malzemelerle kendimize güzel bir sofra kurduk.

Likya Yolu (19)

İsa Bey ile fotoğrafımız

Tesisin sahibi İsa Bey’in bir demlik çay ikramı ile de geceyi taçlandırdık ve saat 10 gibi ağaç hışırtıları ve rüzgar sesleri eşliğinde çadırlara geçip geceyi noktaladık.

Likya Yolu (18)

Pazar Günü: Hedef Aperlai 

Sabah o kadar yorgunluğa karşın saat 06.30 gibi neredeyse herkes ayaktaydı. Kuruyemiş ve yulaflı ekmekten oluşan kahvaltımızı yapıp çayları içtik yola düştük. Ama bizi ne kadar zor bir parkurun beklediğine dair henüz hiç bir fikrimiz yoktu.

Likya Yolu (20)

Ufakdere’den sonra nispeten geniş bir patikadan başlayan yürüyüş 1-2 km sonra bildiğimiz kayalık parkura döndü. Yine kayalardan sekerek ve ayaklarımızı çizen maki bitki örtüsünün içerisinden ilk mola yerimiz olan Üzümlü Koyu’na yol almaya başladık. 6 km sonra Üzümlü’ye ulaştığımızda hava iyiden iyiye ısınmıştı. Üzümlü, ağaçlar altında kamp yapılabilecek geniş düzlükler sunan çok güzel bir koy. Denize girmeye üşensek de görüntüsü çok güzeldi. Ayrıca koyda gürül gürül su akan bir çeşme de var.

Likya Yolu (21)

Büyük Kabus Başlıyor: Boğazcık Yokuşu 

Likya Yolu (22)

Burada yaklaşık yarım saatlik bir mola verip ana besinimiz haline gelen kuruyemişleri atıştırdıktan sonra yolun en zor etabı olan Boğazcık köyüne doğru yürüyüşe geçtik.

Grubun doğal şefi olan sevgili dostumuz Atakan bizi parkurun zorluğu konusunda biraz uyandırmıştı ama açık konuşmak gerekirse beklediğimizden çok daha zordu. Yaklaşık 6 km boyunca daracık yollardan geçip kayalar ve taşlar üzerinden tırmandık. Bir de tam öğle sıcağına denk gelince özellikle son bölüm ciddi bir ızdırap haline geldi.

Likya Yolu (23)

Birçok kez 5’er dakikalık molalarla nefeslendik. Ama yol bir türlü bitmek bilmedi. Bir de bunun üzerine sonlarda işaretler de karışınca grubun bir kısmı yolunu kaybetti ve o sıcakta yarım saat boşu boşuna enerji harcadı.

Dikkat!: İşaretleri Değiştiren İşletmeci 

Likya Yolu (24)

Yol kaybetme derken, buraya bir parantez açalım. Daha önce Likya Yolu ile ilgili bloglarda bazı işletmelerin yolları kendilerine çıkmak için bilerek işaretleri değiştirdiğini okumuştum. İşte bu iddialar Boğazcık için de geçerli. Özellikle Likya Yolu’nun Facebook grubunda köydeki bir pansiyon için bu iddialar çok ciddi şekilde dile getiriliyor. Birçok yürüyüşçü bu işletmenin insanları bilerek yorgun düşürdüğünü ve böylece mecburen kendilerinde konaklamak zorunda bıraktığını iddia ediyor. Yürüyüşçülere yapılabilecek en büyük kötülük bu. Üç kuruş para için insanların hayatlarını tehlikeye atıyorlar. Hele bir de yolun sonuna doğru suyunuzun bittiğini düşünsenize.

İsteyenler bu tartışmalı yerin neresi olduğuna gitsin Facebook grubundan baksın. Gerçekten çok ciddi iddialar var.

Neyse, biz yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüşle en tepedeki Boğazcık Köyü‘ne ulaştık. Geçimini seracılık ve hayvancılıkla karşılayan köy, yürüyüşçülerin uğrak rotası. Burada Apollonia Lodge adlı yeri özellikle öneriyorum. Üşenmeyin, köyün içinden 100-150 metre daha yürüyün. Burada ister yemek yiyip dinlenebilir, isterseniz de konaklayabilirsiniz.

Likya Yolu (25)

Aperlai’ye İniş Başladı 

Likya Yolu (26)

Köydeki molanın ardından gece konaklamayı planladığımız yer olan Aperlai’ye doğru inişe geçtik. Ama aklınıza iniş denince elinizi kolunuzu sallaya sallaya yürüyebileceğiniz bir patika gelmesin. Önceki çıkışın inişi niteliğinde 8 km’lik bir yürüyüş bu. Evet zor ama bir çok yerde şahane manzaralar karşınıza çıkıyor.

Likya Yolu (27)

Özellikle yolun sonlarında karşınıza çıkan Likya mezarları sanki başka bir dünyada olduğunuz izlenimi veriyor. Yolun zorluğuna takılmayıp manzaralara odaklanırsanız harika bir yürüyüş sizi bekliyor.

Burada bir uyarı daha yapayım; Boğazcık’da size ‘Aperlai-Üçağız bölgesini yürümenize gerek yok, gelin biz sizi araba ile bırakalım’ diyen üç kuruşun peşindekilere kanmayın, mutlaka o inişi yapın. Eğer yapmazsanız Aperlai’deki Purple House‘u nasıl göreceksiniz?

Purple House

Purple House

Ve Purple House: Rıza’nın Masal Evi 

Likya Yolu (29)Likya Yolu (30)

Evet, inişi bitirip Aperlai’ye ulaştığınızda sizi harika bir manzara bekliyor. Çadırınızı Aperlai’deki düzlüklere kurabileceğiniz gibi, adam başı 10 TL verip Purple House’un bahçesine de kurabilirsiniz. Purple House sığ bir koyun dibine kurulmuş ve benim daha önce gördüğüm hiç bir tesise benzemeyen bir yer. Birincisi ormanın içinde saklı bir hazine. İkincisi 550 yaşındaki o zeytin ağacının altında bir kahve içmenin keyfi hiçbir şeye değişilmez. Üçüncüsü de orada Rıza adında yürüyüşçü dostu çok güzel bir insan var.

Likya Yolu (32)

Purple House’un Sahibi Rıza

Dedesinden kalan yere yaklaşık 10 yıl önce yerleşmiş ve burayı yürüyüşçülerin mekanı haline getirmiş. Karısı ve oğluyla birlikte yaz kış hem burada yaşıyor hem de gelen misafirleri ağırlıyor. Bu arada bilginiz olsun; yemek isterseniz akşam menüsü de kahvaltı da 25 lira. İster çantanızdakileri yiyin ister buradan yiyin, fark etmez.

Likya Yolu (31)

Pazartesi Günü: Çantaları Sattık, Hedef Üçağız
Likya Yolu (33)
Gece çadırları kurup o yorgunlukla anında uyuduktan sonra sabah Üçağız-Kaleköy etabına başladık. Ancak burada ufak bir kaçamak yaptığımızı itiraf edeyim. Rıza’nın ayarladığı bir tekne ile çantaları önceden Kaleköy’deki Mehtap Pansiyon‘a gönderdik ve biz yola çantasız, 15 kilo hafif bir şekilde çıktık.

Likya Yolu (34)

İlk başlarda geniş patika ve düzlüklerden ilerledikten sonra Üçağız’a yaklaştıkça parkur zorlaşmaya başladı. Dar geçitler ve kayaların arasından toplamda 9 km civarı yürüyüşle Üçağız’a ulaştık. Burada küçük bir içecek molası verip, hemen ardından 3 km yürüyüşle Kekova Yarımadası’nın en güzel yeri olan Kaleköy’e ulaştık ve Mehtap Pansiyon’da çantalarımızla buluştuk.

Hava çok güzel olmamasına karşın sahile inip batık Likya mezarlarının üzerinde denize girip en tepedeki Simena Kalesi’ni gezdik. Harika evlerle dolu köyün her bir köşesini arşınladık, o mistik havayı içimize çektik.

10 Liraya Bu Manzara

Likya Yolu (35)

Daha sonra da adam başı 10 TL verip Mehtap Pansiyon’un portakal, dut ve yenidünya ağaçlarıyla dolu bahçesine çadırlarımızı kurduk. Bazı arkadaşlar ise çadır kurmayıp pansiyonun sahibi Saffet Bey’in önerisiyle bahçedeki sedirlerde uyku tulumu ile yatmayı tercih etti.

Likya Yolu (36)

Burada akşam yemeğini isterseniz kendi getirdiklerinizle yiyebilir isterseniz de pansiyonun menüsünden yararlanabilirsiniz. Fiyatlar bizi üzmeyecek cinsten olduğu için akşam kendimize doyumsuz manzaraya karşı güzel bir Lagos ziyafeti çektik. Sabah kahvaltısını da adam başı 15 liraya enfes reçeller ve sıcaklarla dolu bir masada yine aynı manzaraya karşı yaptık. Tahmin ediyorum bu fiyata şimdiye kadar yediğim en güzel kahvaltıydı. Tadına doyamadık. Saffet Bey ve ailesine çok teşekkürler…

Likya Yolu (37)

Salı Günü: Hedef Karaöz

Likya Yolu (38)

Kaleköy’den yüklerimizi sırtlanıp tekrar yola düştük. Geniş patikalar ve ağılların arasından geçerek kendimizi Demre yoluna vurduk. Yine yaklaşık 8-10 km bir yürüyüş bizi bekliyordu. Yürüyüşün sonlarına yaklaşırken karşımıza çıkan Çakıl Plajı güzel bir sürpriz oldu.

Çakıl Plajı

Çakıl Plajı

Denize atlayıp yenilendikten sonra mola vereceğimiz yer olan Demre Andreake Kamping’e doğru yürüyüşe devam ettik. Demre’nin geniş kumsalına ulaşır ulaşmaz burada bir barakada yaşayan balık adam Salih’e uğradık.

Likya Yolu (42)

Balık Adam Salih’in barakası

Sağolsun hepimize güzel bir kahve yaptı, biraz sohbet ettik ve ayrıldık. Bu arada aklınızda olsun, çok güzel yılan balığı yapıyor. Biz gelemedik ama siz denk gelirseniz yemeden geçmeyin.

Demreı

Demre

Andreake Kamping’de adam başı 8 liraya yufka ekmeğine sarılı domates peynir ve yanında zeytin çayla öğlen yemeğimizi yedik. Daha sonra bir minibüs kiralayıp Karaöz’e doğru yola çıktık. Bu etap genelde yürüyerek değil minibüsle yapılıyor. Çünkü ana yoldan yürümenin pek bir anlamı yok. Ya da dağ yollarından gelebilirsiniz ama çok zorlu olduğunu ve uzun sürdüğünü duyduk. Açıkçası Demre-Karaöz arasını minibüsle geçmek daha mantıklı geldi.

Korsan Koyu’nda Kamp

Korsan Koyu

Korsan Koyu

Yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra Karaöz tabelasından saptık ve köyün içinde indik. Önümüzde geceleyeceğimiz Korsan Koyu için sadece 3 km vardı. 1 saatte bu mesafeyi alıp koya geldik. Buraya aslında araçlarla da ulaşım var ve özellikle hafta sonları günübirlik kullanım çok yaygın olduğu doğa dostu yürüyüşçülere hiç tavsiye edilmiyor. Ama biz gittiğimizde bomboştu, sadece 2.5 aydır tek başına orada kalan bir arkadaş vardı.

Likya Yolu (45)Likya Yolu (46)

Likya Yolu (47)

Yine harika bir manzaraya karşı çadırlarımızı kurduk, güzel bir kamp ateşi yaktık. Yanımızdaki ton balıkları, ekmek, sosis ve kuruyemişle soframızı kurduk. Gerçi etraftaki ıssızlık bir arkadaşımızı biraz korkuttu, ‘tek başıma yatmayayım’ dedi ve uyku tulumunu alıp başka bir çadıra taşındı. Ama şimdi isim verip rencide etmeyeyim:))

Çarşamba Günü: Yağmur Sürprizi 

Likya Yolu (48)

Sabah kalktığımızda maalesef bizi kötü bir sürpriz bekliyordu. Hava kararmış ve durmaksızın bir yağmur vardı. Önümüzdeki parkur da sıkı bir tırmanışı ve inişi gerektiren yaklaşık 16 km’lik Gelidonya Feneri-Adrasan parkuruydu. Islak kayalarda nasıl yürüyebileceğimizi düşünürken, arabayla Adrasan’a gidip bir gün mola verme fikri oluştu. Tam hazırlıkları buna göre yaparken bir anda havanın açmasıyla tekrar eskiye döndük ve yürümeye karar verdik.

Likya Yolu (49)

Korsan Koyu-Gelidonya Feneri arası 4 km. Yol ilk başlarda çok rahat giderken sonlara doğru tırmanış keskinleşiyor ve zorlaşıyor. Ama ulaştığınızda gördüğünüz manzara her şeye değer. Tek sıkıntı su kaynağının olmaması.

Likya Yolu (50)

Gelidonya Feneri’nden sonra Adrasan etabı da ciddi iniş çıkışları olan orta-zor bir parkur. Özellikle Paratoner Ormanı denilen ve yıldırım çeken bölgedeki iniş bizi zorladı.

Likya Yolu (52)

Bir de yıldırımın isabet edip devirdiği ağaçların görüntüsü hafif de olsa insanı ürpertiyor.

Gelidonya Feneri

Gelidonya Feneri

Metin Abi’nin Oteli 

Likya Yolu (55)

Adrasan’a son 3 km kala parkur son derece rahatlıyor. Geniş bir patikada otoban gibi yolda ilerliyorsunuz. Ancak Adrasan’da da bizi biraz sıkıntılı bir hava bekliyordu. Rüzgar çok kuvvetli esmeye başladı ve çadır kuracak yer bulmakta sıkıntı çektik.

Adrasan

Adrasan

Adrasan sahil

Adrasan sahil

Ne yapsak, kursak mı kurmasak mı derken imdadımıza sahildeki Blue Bay otelin sahibi Ankaralı Metin Bey yetişti. İstersek bedelsiz bir şekilde bahçeye çadır kurabileceğimiz veya adam başı kahvaltı dahil 45 liraya odalarda konaklayabileceğimizi söyledi. Biz de yolculuğun tek otel konaklamasını burada yapmayı tercih ettik ve odalara yerleşip günlerdir yüzünü görmediğimiz sıcak su ile buluştuk.

Perşembe Günü: Apaçi’den Malzemeleri Aldık, Hedef Musa Dağı 

Harika bir uykunun ardından güne yine güzel bir kahvaltıyla başladık. Bugünkü hedefimiz Adrasan-Olympos arasındaki Musa Dağı’nı tırmanıp en tepede kamp yapmaktı. Metin Abi’nin otelinin hemen yanında bulunan Apaçi lakaplı Mustafa Abi’nin marketinden kendimize gece kamp için gerekli malzemeleri son derece uygun fiyatlarla aldık ve yola düştük.

Likya Yolu (56)

Bu arada Mustafa abinin Avusturyalı eşi inanılmaz bir elmalı tart yapıyor, yediğinizde ağzınızdaki tat sizi çok şaşırtacak. Denemeden geçmeyin. Hem Metin Abi’ye hem de Apaçi Mustafa’ya, o güzel insanlara buradan selam olsun.

En Güzel Kamp Yerimiz: Musa Dağı’nın Zirvesi 

Likya Yolu (59)

Adrasan’dan Musa Dağı’nın zirvesi 8 km. Tırmanış olduğu için biraz zorladığı doğrudur ama Boğazcık çıkışından daha kötü değil. Özellikle tepedeki kamp alanına ulaştığınızda her şeye değdiğini görüyorsunuz. Manzara ve boşluk hissi nefes kesici. Kesinlikle muazzam bir kamp alanı. İyi ki burada kamp yapmışız.

Likya Yolu (62)

Saat 14.00 sularında ulaştığımız zirvede çadırlarımızı kurduk ve etrafı keşfe çıktık. Kamp alanının 100 metre aşağısında barakası olan Çoban Celal Dayı’dan yufka ekmekleri ve nar suyu da alınca keyfimiz tastamam oldu. Yine gece kamp ateşi yakıldı, aşağıda aldığımız sucukları peynirleri yufka ekmeğine sarıp mükellef bir yemek yedik.

Likya Yolu (65)

Cuma Günü: Hedef Olimpos (Olympos): İniş Başlasın 

Likya Yolu (66)

Gece hava biraz soğumasına karşın uyku tulumlarımız sayesinde rahat bir uyku çektik. Sabah ateşi tekrar alevlendirip kalan malzemelerle güzel bir kahvaltı yaptık. Üzerine çay-kahve keyfini de pas geçmeyip Olympos’a doğru inişe geçtik. Diğerlerine göre daha kolay 8 km’lik yürüyüşle öğleden sonra Olympos’a ulaştık. Önce bir gözleme molası arkasından deniz keyfi ile son durak olan Çıralı’ya yürümeye başladık.

Likya Yolu (67)

Bu arada Çıralı’da gazeteci dostum Metin Can’la karşılaşmak da hoş bir sürpriz oldu. Geçen sene de yine bu vakitlerde Kartalkaya’da karşılaşmıştık. Tesadüf işte…

Metin Can ile yine karşılaştık :)

Metin Can ile yine karşılaşmak hoş bir sürpriz oldu

Olympos-Çıralı arası çok yakın. Sahilden yaklaşık 2 km. O kadar dağları, tepeleri kayaları aşmışız, son 2 km bize ne yapar ki?

Likya Yolu (68)

Kaan’ın Yeri: Elif Camping

Likya Yolu Yürüyüşü Elif Camping (1)

Çıralı’nın sonuna geldiğimizde çadır atacak yer aramaya başladık. Biz 3 kişi tercihimizi Elif Camping’den yana kullandık. Diğer arkadaşlar ise biraz daha gidip tesis olmayan bir yerde konaklamaya karar verdi.

Likya Yolu Yürüyüşü Elif Camping (2)

Elif Camping

Elif Camping hemen kumsalda bulunan bir yer. Adam başı 15 liraya çadırları kurup kumsaldaki çardaklara oturunca bütün yorgunluğumuz da bir anda gitti. Elif Camping iki sene önce Kaan adında eski bir barmen ve turizmci tarafından devralınmış bir yer. Yürüyüşçülerin tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Ayrıca isteyene bungalovlar da var.

Likya Yolu (69)

Kaan’ın annesi ve teyzesi günlük yemek menüsünü hazırlıyor, 20 liraya çok güzel karnınızı doyurabiliyorsunuz. Sabah kahvaltısı da 15 lira. Bana sorarsanız sadece o manzarada oturmak bile 15 lira eder.

Kaan’ın bize sunduğu içten misafirperverlikle bütün yolun yorgunluğunu üzerimizde attık. Denize girdik, yedik, içtik, Çıralı’yı dolaştık. Portakal bahçelerinde gözümüz kaldı, yenidünyalara bayıldık, dutlar bizi bizden aldı. Elbette ki ‘İstanbul’u bırakıp buralarda yaşamak lazım abi. Şöyle 10 odalı bir pansiyon işletsen yeter’ geyiği bol bol yapıldı.

Ve Bitti…

Likya Yolu (70)
Ama saat 18 olduğunda transfer aracı geldi ve bizi havaalanına götürürken rüyaların da sonu geldi. 22.30 uçağına binmemizle de bu muhteşem tatil artık sadece anılarımızda yaşayacaktı. Evet, aslında hepimiz buraya yerleşemeyeceğimizi, o çok özendiğimiz hayatı burada kuramayacağımızı biliyorduk ama hayali bile güzeldi.

İstanbul’dan çıkarken içerisinde yiyecekler giyecekler ve kamp malzemeleri olan 65 litrelik dev sırt çantalarımıza dönüşte hatıralarımızı, anılarımızı, portakal bahçelerinin ve dağların kekik-adaçayı kokularını, masmavi denizi, güzel insanların misafirperverliklerini, dostluğu ve harika manzaraları doldurup geri döndük.

Likya Yolu Ek fotolar (3)

Evet, biraz zordu ama her şeye değerdi. İçerisinde biraz da olsa macera ruhu olan, doğayı ve yürümeyi seven, betonlardan bunalan ve kendisini tabiat ananın kucağına atmak isteyen herkes için bu parkuru sonuna kadar tavsiye ediyorum. Belki de seneye Fethiye-Kaş parkurunda görüşürüz.

Likya Yolu (43)

Likya Yolu Yürüyüşü ile ilgili her türlü sorunuz için bana [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.

Likya Yolu Esnasında Yanımıza Neler Almalı? Nelere Dikkat Etmeli?

Likya Yolu Ek fotolar (2)

  1.  Bot şeklinde iyi bir trekking ayakkabısı. Ben Everest Outdoor’dan 280 TL’ye aldığım Keen marka ayakkabıdan memnun kaldım
  2. Üç mevsimlik iki kişilik çadır. Genelde 150-300 TL arasında çok seçenek var. Ancak mutlaka ağırlığına dikkat edin.
  3. 55-65 lt arası, yağmurluğu da olan sağlam bir sırt çantası. Bence özellikle internetten satılan no name ürünlerden uzak durun. 250 liradan başlayıp 700 liralara kadar uzanan fiyat yelpazesi içerisinde kendinize uygun bir ürün seçebilirsiniz. Ben 340 TL’ye aldığım 65 litrelik Pinguin marka çantadan memnun kaldım.
  4. Yere sermek için mat ve uyku tulumu. Uyku tulumları dayanıklı oldukları sıcaklıklara göre satılıyor, buna dikkat edin. Benim comfort’u -8 derece olan bir tulumdu ve işimi çok rahat gördü.
  5. Çanta ağırlığı çok önemli. Su dahil 13-14 kiloyu aşmayın. Ne kadar ağır olursa o kadar sıkıntı
  6. Pamuklu olmayan, koşucuların giydiği dry fit tişörtler (2 tane yeterli)
  7. 2 tane dry fit çorap
  8. Yürüyüş pantalonu. Mümkünse dizden fermuarlı olup şorta dönüşebilenlerden. Beni Decathlon’dan 80 liraya aldığım Quecha marka pantalon ile çok rahat ettim. Ayrıca denize girmek için şort taşımanıza gerek yok.
  9. İlaç ve kişisel bakım seti. Ama abartmayın.
  10. Çadırda kalacaksanız kuruyemiş, ton balığı gibi ürünler. Özellikle hurma çok iyi enerji veriyor, unutmayın.
  11. Kesinlikle ıslak ve kuru mendil
  12. Mutlaka kafa feneri ve çakı. Yedek pil de alabilirsiniz.
  13. Arzuya göre baton kullanabilirsiniz. Ben sopa ile yürümeyi tercih edenlerdenim
  14. Bir tane yağmurluk veya mevsime göre daha kalın bir mont.
  15. Güneş gözlüğü. Sadece güneşten korunmak için değil dalların gözünüze gelmesini engellemek için.
  16. Buff adı verilen uzun bandanalar. Şapka olarak kullanabiliyorsunuz.

Likya Yolu Çadırlı mı Çadırsız mı? Yemekli mi Yemeksiz mi?

Likya Yolu (17)

Biz Likya Yolu yolculuğuna çadırlarda kalmak için çıktık. Ama gördük ki Kaş-Çıralı arası çadır olmadan yürünebilir. Kaş’tan çıkıp Ufakdere’de, oradan çıkıp Aperlai’de, daha sonra Kaleköy’de, ardından Adrasan’da ve son olarak Olympos veya Çıralı’da konaklayabilirsiniz. Her tesiste yemek de bulabilirsiniz. Çadırsız çıkmak demek, yükünüzün 5 kilo hafiflemesi demek. Bu da çok daha konforlu bir yürüyüş sağlar.

Ama ben bir dahaki sefere de çadırla giderim, çünkü keyfi başka.

Likya Yolu Yürüyüşü Rotasının Özeti
1. Gün: Kaş-Limanağzı-Ufakdere
2. Gün: Ufakdere-Boğazcık-Aperlai
3. Gün: Aperlai-Üçağız-Kaleköy
4. Gün: Kaleköy-Demre- Karaöz (Korsan Koyu)
5. Gün :Korsan Koyu-Gelidonya Feneri-Adrasan
6. Gün: Adrsan- Musa Dağı
7. Gün: Musa Dağı-Olympos-Çıralı
8. Gün: Dönüş

Yazar Hakkında: Eren Güler

Şuayipli - İstanbul'a yakın plajlar - İstanbul'a yakın yerler (11) - Eren Güler

Önce Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nü deneyip arkasından İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat’tan mezun olduktan sonra kendisini bir anda medyada buldu. Aslında hep bankacı ya da borsacı olacağını zannederdi. 14 yıldır medya kuruluşlarında ekonomi editörü olarak görev yaptı. Bunun son 7 senesi ise Hürriyet’te geçti. Şimdi ise araştırma sektöründe çalışıyor. Yıllarca ekonomi editörü olmasına karşın turizm, gezi ve gurme işlerine çok meraklıdır. Elinden gelse hep gezi yazıları yazmak ister. Gitsin, gezsin, görsün, değişik yemekler yesin, yazsın… Bunları çok sever. Belki de ileride bir gezi-gurme yazarı olacaktır, kim bilir…
[email protected]
Twitter: @erenguler

Article written by Osman Kurt

Önce Galatasaray Lisesi sonrasında Galatasaray Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldu. Askerlik molası sonrasında Fransız Dışişleri Bakanlığı’nın Eyfel Başarı Bursu ile IAE de Nice’de Pazar Araştırması Yüksek Lisansı yaptı. Fransa’dan döndükten sonra Bloomberg Businessweek’te başladığı iş hayatına Türk Telekom ve BCM Ajans gibi şirketlerde devam etti. İş hayatında başladığı gezme serüvenine sonrasında blog vesilesiyle daha da devam etti. 30’un üzerinde ülke 60’ın üzerinde şehri gezip, bu sürede birçok da otomobil test etme fırsatı buldu. Çok Gezen Adam dışında gezi yazıları The Gate ve Urbanista gibi dergilerde yayınlanıyor. Dijital pazarlama üzerine de Digitalage dergisinde köşe yazıları yayınlanıyor. Ekonomi Gazetecileri Derneği, Bilişim Muhabirleri Derneği ve Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği Üyesi. Ayrıca 2015 ve 2016 yıllarında TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması jüri üyesi. Halen kurumsal iletişim ve dijital medya yöneticisi olarak çalışan Osman Kurt Fransızca ve İngilizce biliyor.

Bu Yazıya 5 Kişi Yorum Yaptı. Sen Niye Hala Bekliyorsun?
  1. Umur Reply

    Keyifle okudum, Aperlai’da uğradığımız Rıza’yı hatırladım… Yürümediğim kısımlarını yeniden yürümek için gaza geldim. Teşekkürler:)

  2. neslihan Reply

    Çok başarılı bir gezi yazısı olmuş.Çok beğendim teşekkürler

  3. Nur Ocakçı Reply

    Çok beğendim.

  4. Anonim Reply

    nisan 2017 içerisinde likya yolu yürüyüşü planlıyoruz iki kişiyiz daha önce bölgeyi bilen yada katılmak isteyen ler

    • Nuray Reply

      bölgeyi bilmiyorum ama yuruyus planliyorim eger yolarkaslari bulursam

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: